Yeryüzünde 350 milyonu aşan sayıları ile çok geniş bir bölegeye yayılan Türkler'in ilk anayurdu'nun tesbiti birçok bilimadmını asırlarca meşkul eden büyük bir konu olmuştur. Bilim adamları ve araştırmacılar yaptıkları çalışmalar sonucu Türkler'in ilk Anayurdu ile ilgili bir çok iddialar ortaya tmışlardır.
Tarihiçler , Çin kaynaklarına dayanarak Altay Dağlarını,
Etnologlar,İç Asya'nın kuzey bölgelerini,
Dil araştırmacılar,Altaylar'ın veya Kingan Dağları'nın doğu ve batısını,
Kültür Tarihçileri , Altay-Kırgız Bozkırları arasını,
Sanat tarihçileri , Kuzeybatı Asya sahasını,
Antropologlar ise Kırgız Bozkırı-Tanrı Dağları arasını ilk Türk Anayırdu olarak iddia etmişlerdir.
Bütün bu araştırmalara göre ilk türk yurdunun kesin sınırlarını çizmek mümkün olmamaktadır. Zira Türkler'in ilk zamanlardan itibaren çok geniş bir sahaya yayılmaları bu tesbitte güçlük çıkartmaktadır.
Bununla beraber son yıllarda yapılan dil araşturmaları ve yukarıda yapılan çalışmalar göz önüne alındığında , ilk Türk yurdunun "Altay Dağları'ndan, Urallar'a kadar uzanan , Hazar Denizi Kuzeydoğu Bozkırlarından,Tanrı Dağları'nı kapsayan çok geniş bir bölge olduğudur."
Tarihi akış içerisinde meydana gelen göçler sonucu Anayurtları'ndan çok uzak mesafelere ve geniş bir coğrafialana yayılan Türkler, bugün Balkanlar'dan doğuya Çin Seddi'ne ,Kuzeyde Sibirya Bozkırları'ndan Güneyde Horasan, Afganistan,Tibet'e kadar olan bölgeleri yurt tutmuşlardır
Tarihte Türk ırkı hakkında çeşitli tasvirler yapılmıştır. Çin,Latin ve Grek kaynaklarında Türkler daha çok Moğol tipinde tasvir edilmişlerdir. Bunun sebebi ise Türkler'in tarih boyunca en çok temasının Mogollar'la olmasıdır. Moğol kitleleri yıllarca Türkler'in idaresinde yaşamış,göçlere,savaşlara Türkler'le beraber katılmışlardır. Bunun sonucunda bu kaynaklar Türk ile Moğol tipini birbirine karıştırmıştır.
Son yarım asır içinde yapılan ilmi çalışmalar ve araştırmalar sonucu Türkler'in beyaz ırka mensup bulundukları, yeryüzünde mevcut üç büyük ırk grubundan "Europid" adı verilen grubun "Turanid" tipine mensup bulundukları anlaşılmıştır. Kafa yapıları Brakisfal (yuvarlak kafalı)dır. Türklerin kendilerini başta "Mongolid" Moğollar olmak üzere diğer topluluklardan ayıran antropolik çizgilere sahip oldukları tespit edilmiştir. Türkler'in hakim vasfı beyaz renk,düz burun,değirmi çene,hafif dalgalı saç,orta gürlükte sakal ve bıyıktır.
Turan tipine örnek olan Orta Asya, Maveraünehir ve diğer Yakın Doğu Türkleri beyaz tenli ,koyu parlak gözlü, değirmi yüzlü,endamlı,sağlam yapılı erkek ve kadınları ile Ortaçağ kaynaklarında güzelliğin timsali olarak gösterilmiş hatta İran edebiyatında Türk sözü "Güzel İnsan" manasında kullanılmıştır. Tevrat'ta nakledilen bir rivayette ise Türk soyunun Ham ve Sam'dan değil, Yafes'den türemiş olarak beyaz ırktan geldiği gösterilmiştir.
Sümerler, M.Ö. 3500 - M.Ö. 2000 yılları arasında Mezopotamya'da yaşamış halk. Mezopotamya'da ortaya çıkan sayısız medeniyetin temelini Sümerler atmıştır. Ayrıca yazı ve astronomi de ilk kez Mezopotamya'da Sümerlerde ortaya çıkmıştır. Bazı araştırmacılar Sümerlerin Türklerle akraba olduğunu öne sürmüştür. Genel kanı Sümerlerin çağdaşı olan halklarla yakın etkileşimi sonucu benzerliklerin olduğu yönündedir. Yani belirli bir halk ile bilimsel bir akrabalık henüz kanıtlanamamıştır. Birbirinden bağımsız site denilen şehir devletleri halinde yaşadılar. En önemli şehirleri; Ur, Uruk,Kiş,Lagaş ve Nippur'dur. Bu şehir devletleri Ensi veya Patesi denilen rahip-krallar tarafından yönetiliyordu.Bütün mezopotamya ülkesine hakim olan krala ise "Lugal-kalma" denir.Krallar başkomutan,başyargıç ve başrahip yetkilerine sahiptirler. Çok tanrılı inanca sahip Sümerlerin tapınaklarına Ziggurat denirdi. Zigguratlar yedi katlı olup toplam üç ana bölümden oluşur. İlk katlar erzak deposu,orta katlar okul ve tapınak,son katlar ise rasathane olarak kullanılmıştır. Yazının icadı serüveni bu tapınaklara dayanır. Mezopotamya'da evler ve tapınaklar taş az olduğundan kerpiç ve tuğladan yapılmıştır. Hem bu özelliğinden hem de sık sık istilalara uğradığından bu yapılar günümüze kadar ulaşmamıştır. Günümüz Uygarlığının temeli olan yazıyı (Çıvı yazısı) ilk kez Sümerler bulmuştur.(M.Ö. 3500) Tarihte İlk yazılı hukuk kuralları Sümerler tarafından oluşturulmuştur. Bu özellikleri ile Sümerlere dünyadaki ilk Hukuk devleti diyebiliriz. Otoritenin korunmak istenmesi hukuk kurallarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Lagaş Kralı Urukagine tarafından oluşturulan ilk yazılı kanunlar "fidye ve bedel" sistemine dayanıyordu. Sümerlerin en önemli edebiyat eserleri; Gılgamış Destanı, Yaradılış Destanı ve Tufan Hikayesi'dir. Sümerler Matematik ve Geometrinin temellerini atnışlardır. (Dört işlemi bulmuşlar, dairenin alanını hesaplamışlar, çarpma ve bölme cetvelleri hazırlamışlardır.) Sümerler astronomide de gelişmişlerdir. (Burçları bulmuşlar, bir ayı 30, bir yılı 360 gün olarak hesaplamışlardır.Ayrıca güneş saatini icat etmişlerdir. Dünyada ilk kez ay yılı hesabına dayanan takvimi Sümerler bulmuşlardır. Akadlar tarafından egemenliklerine son verilmiştir. Kökenleri Mezopotamya'nın yerli halklarından değildi, sümerologların okuduğu tabletlere göre halkın bir bölümünün Orta Asya'dan diğer bir bölümünün ise Doğu'dan Dilmun denilen bir ülkeden geldiği söyleniyor. Yine de kökenleri tam bilinmemekte. Bilinen bir gerçek Sami kökenli olmadıkları. Nitekim Sümerce Hint-Avrupa ve Sami kökenli dillerle akraba değildir, gerçi bazı özellikleri Ural-Altay dillerini hatırlatsa da herhangi bir akrabalık veya köken kanıtlanamamıştır. Atatürk'ün Türk Tarih Tezi'ne göre de Sümerler M.Ö. 3500 yıllarında Orta Asya'dan göç etmiştirler. Yine de bunu destekleyecek arkeolojik veya tarihi bulgular yoktur. Yine de örneğin Eski Önasya Tarihi uzmanı Hemmel, Sümerler’i tamamiyle Türk kavmi olarak kabul etmektedir. Orta Asya’dan MÖ 4500-MÖ 5000 yıllarında gelen Türkler'in Sümerler'i oluşturduğunu ileri sürer. Sümerce’deki 350 kelimenin Türkçe olduğu savunur. Rus arkeolosijinin atası arkeolog Nikolsky şunları söyler: "Sümerlerin ana vatanı Aşkabad kentinin yakınındadır. Bu ülkenin kurganlarından arkeologlar taş, gümüş ve kilden yapılmış eşyaları bulmuşlardır ki bunlar, Mezopotamya'nın güneyindeki Sümer kurganlarındakilere çok benzerler. Bütün bunlar şu düşünceye getirir ki, Sümerler büyük bir ihtimalle bu günkü Türkmenistan'dan Mezopotamya'ya varmışlardır. Bu iki uygarlığın son analizi onların arasındaki birçok ortaklıkları göstermektedir. Sümerlerin baş Tanrıları olan En-Lil'in yerleştiği yer Mezopotamya'nın güneyindeki düzlükte değil, dağlarda olmuştur. Belki de Köpet Dağı'nın etekleri onların ana vatanı olmuştur" Şu an Sümerce kendi başına ayrı bir dil olarak kabul edilmektedir. Sümerce ve Sümerler ile bazı topluluk, kültür ve dillerin yakınlığı genellikle tarih boyunca sürmüş olan etkileşimlerle açıklanmaktadır. Tarihleri Mezopotamya'da yaşayan birçok farklı kavimden ilk öne çıkan ve daha sonraki medeni oluşumların temelini atan Sümerlerdir. Gerek yazı, dil, tıp, astronomi, matematik gerekse din, fal, büyü ve mitoloji gibi alanlarda ilk öne çıkan ve bilinen toplum Sümerlerdir. "Yaratılış" ve "Tufan"a ilk kez Sümerlerde rastlanır. Sümer döneminde 18'i büyük olan yaklaşık 35 büyük şehir ve kasaba vardı. Bunlara örnek vermek gerekirse Kiş, Nippur, Zabalam, Umma, Lagaş, Eridu, Uruk ve Ur zikredilebilir. Bu dönemde her kent genellikle surlarla çevriliydi. Her kentte en az bir tapınak bulunurdu. Sümerlerde tarihin belki de ilk kral listeleri ile karşılaşılır. Fakat bu listeler genellikle tarihsel gerçeklerin ötesinde mitolojik unsurlara da sahiptirler. Örneğin kral listesine göre Tufan'dan önce Sümerlerin yaşadığı bölgede efsanevi sekiz yönetici (ve dolayısıyla kent) mevcuttu. Kral listesine göre Tufan'dan sonraki ilk Sümer hanedanları Kiş, Uruk ve Ur'dur. Ünlü Gılgamış destanının kahramanı Gılgamış kral listesine göre Uruk Hanedanı'nın krallarındandır. Lagaş'ta iktidara gelen Ur-Nanşe yaptırdığı inşaatlarla öne çıkmıştır. Urukagina da ilk yazılı reformları sayesinde tanınmıştır. Erken dönemlerde Sümerlerin ana tanrısı An'dır, fakat daha sonraki dönemlerde bu tanrı yerine Enlil Sümerlerin baş tanrısı konumuna yükselir. Enlil'in Nippur'da Ekur adında bir tapınağı vardır. Bu nedenle Nippur Sümerlerin dini başkenti sayılırdı ve burada tapınak yaptırmak veya bu tip inşaatlarda çalışmak, hizmetli olmak önemli sayılırdı. MÖ 2400-2350 yıllarında Sümerler düşüşe geçerken, Akkadlar yükselişe geçmiştir. Sümerler,doğudan gelen Elâmlılar tarafından M.Ö 2000 yılında yıkılmıştır. Bilim Yerleştiklerinde çanak-çömlek yapmayı ve madenleri işlemeyi biliyorlardı. Aşağı Mezopotamya'da Dicle ve Fırat nehirleri kıyısında Uruk, Lagaş, Eridu, Ur, Kiş gibi kent devletleri kurdular. Gelişmiş bir yapı tekniği kullanıyorlardı. Yerleştikleri kesimlerde muazzam bir sulama sistemi kurup, kanallar, barajlar ve bentlerle hem seli önleyip bataklıkları kuruttular hem de düzenli sulamaya dayalı bir tarım geliştirdiler. Tekerleği de icad eden bu toplum tarlaları öküzlerin çektiği sabanlarla sürüyorlardı. 60 rakamına dayanan seksajismal sayı sistemini kullanan Sümerler'in "sos" dedikleri bu 60'lık birim bütün zaman ve mekan hesaplarında kullanılmaktaydı ve onları bir uyum içersinde birbirine bağlıyordu. Ayı 30, yılı 360 gün olarak hesapladılar. Gece ve gündüzü 12'şer saate böldüler. Bir yılı 12 ay olarak hesapladılar. Ay ve Güneş tutulmasını hesapladılar. Aritmetik ve geometrinin temellerini attılar. Çarpma ve bölme cetvellerini buldular. Daireyi 360 dereceye böldüler. Dil ve Yazı İlk yazıyı M.Ö. 3200 yıllarında Sümerler buldular. İlk yazıları şekiller üzerine kurulu yani her varlık ve olay için bir şekil kullandılar. Çivi yazısı işaretleri geçmişteki bir resim yazısına dayanır. Bir kavramı ifade eden işaretlere ideogram adı verilir. Sümerce'nin Hint-Avrupa ve Sami kökenli dillerle akraba olmadığı bilinmektedir. Dilin bazı özellikleri Ural-Altay grubu dilleriyle benzerlik gösterse de dil bu gruba dahil edilemez. Her ne kadar Sümer halkı iktidarı daha sonraları başka halklara bıraksa da, her zaman en yaygın konuşulan dillerden olmuştur. Özellikle dini kayıtlarda büyük bir öneme sahip olmuştur. Devlet kentlerden oluşmuştu ve her kent surlarla çevrili idi. Kent içinde yüksek bir tepeye yapılan tapınak bulunurdu ki bu sosyal yaşamın merkezini oluşturmaktaydı. Başlangıçta Anaerkil bir toplum yapısına sahiptiler. İşbölümünün derinleşmişti;1. sınıfı din adamları ve askerler 2. sınıfı halk 3. sınıfı ise kölelerin oluşturduğu bir sınıflama yapıldı. Sürekli savaşlar sonucunda köle edinilmesiyle sağlandı buda halktan her insan'ın kolayca köle edinebilmesini sağladı. M.Ö. 3000-2500 yıllarında yüksek ruhbanlardan oluşan egemen sınıfları dinsel yapıya sahip kent devletlerinin yöneticileri olarak ortaya çıktılar. Bu kral-rahipler dinsel ve siyasal işleri yürütürlerdi. Bir kentin baş rahip aynı zamanda o kentin başkanıydı. Hissedilen her nesnenin bir Tanrısı vardı ve insan görünümündeydiler, fakat insanüstü güçleri olan ölümsüz varlıklardı.Tanrılar, insanlara ne istediklerini bildirmez. Ancak insanlar onlara, kendilerinden istenileni sorarak öğrenebilirdi. Sümer mitolojisinin en önemlilerinden biri Gılgamış Destanı'nda da adları geçen tanrılardan başlıcaları şunlardır: Anu veya An: Gök tanrısı, önceleri baş tanrıyken sonra yerini hava tanrısı Enlil almıştır. Enlil: Hava tanrısı, tanrıların babası, tapınağı Ekur Nippur kentindeydi. Enki: Bilgelik tanrısı Nimmah (Ninhursag): Ulu hanım, ana-tanrıça Nanna (Sin): Ay tanrısı Utu (Şamaş): Güneş tanrısı, ay tanrısı Nanna'nın oğlu. İnanna (İştar): Aşk ve Bereket Tanrıçası İlk defa Akadlar tarafından içten çökertildi ve bundan sonra bir daha eski haline gelemedi; M.Ö. 2000'li yıllardan sonra uygarlıkları bağımsız kimlikleriyle yaşayamadı. Ardından gelen Akad ve Babil uygarlıkları çoğunlukla Sümerler'in izlerini taşıdılar. Kendilerine özgü dilleri ve çivi yazıları uzun süre yaşadı. Sümer inanışları ve mitolojisi de Fenike - Yunan - Roma bağlantısıyla günümüze dek ulaştı. Şu an Dünyamızda kullanılan İncil, Tevrat ve Kur'an da da Sümer inanış ve felsefesinin izlerine rastlandığını iddia edenler vardır (bkz.Muazzez İlmiye Çığ). İcatları Sümerliler çivi yazısını,matematiği(4 işlem, dairenin alanı, çarpma, bölme)tekerlekli araçlar, astronomi(güneş saati,burçlar)tekneler,yün dokumaların boyaması ve ilk takvimi icat etmişlerdir. Sümer ve Türk Dillerinin Tarihî İlgisi ve Türk Dilinin Yaşı Meselesi (kitap) Vikipedi, özgür ansiklopedi Git ve: kullan, ara Sümer ve Türk Dillerinin Tarihî İlgisi ve Türk Dilinin Yaşı Meselesi, Osman Nedim Tuna tarafından yazılan Sümerce ve Türkçe arasındaki ilişkiyi karşılaştırmalı olarak inceleyen kitap. Yazarın tezi, her dilde başka dilden ödünç kelime bulunabileceğidir, nitekim, Sümerologlar da (mesela Landsberger) vaktinde Sümerce metinlerde geçen ama Sümerce olmayan, daha kuzeydeki (yani Anadolu'nun doğusu) bir kavimden alınmış olabilecek kelimeleri listelemiştir. Yazar işte o kelimeler üzerinde çalışır ve linguistik yöntemlerle onlardan 166 tanesinin Türk dilinin kelimesi olduğunu savunur | |
Ortaçağ müddetince Avrupa'da bir kilise hakimiyeti vardı. Krallar dahi kiliseye karşı koyamıyor ve kilise karşısında aciz kalıyordu. Papazların çağrısı üzerine on ikinci yüzyıldan itibaren Kudüs'e kanlı Haçlı seferleri başladı ve defalarca tekrarlandı. Bu seferlerde Haçlılar yüz binlerce suçsuz insanın, çoluk-çocuk demeden kanını döktüler. Haçlı seferleri esnasında Avrupalılar, Şarktaki İslam kültür ve medeniyetini tanıdılar ve bunları Avrupa'ya taşıdılar. On üçüncü yüzyıldan itibaren hızla gelişip, Viyana kapılarına kadar varan Osmanlıların Avrupa üzerinde yılarca tesiri olmuş ve Avrupa'nın siyasi olaylarında Osmanlı Devleti önemli rol oynamıştır. On beşinci yüzyılda Martin Luther ve arkadaşlarının başlattığı Protestanlık hareketi, Amerika ve Ümit Burnunun keşfi Avrupa'nın siyasi ve sosyal hayatında önemli değişiklikler meydana getirdi. 1789'da Fransa İhtilali, Napolyon'un Avrupa savaşları, bilhassa milliyetçilik ve demokrasi hareketleri Avrupa üzerinde büyük etkiler meydana getirmiştir. Balkan devletlerinin bağımsızlıklarını kazanması, Prusya, liderliğinde kuvvetli bir Alman Devletinin kurulmasını sağlamıştır. Osmanlı Devleti bu durumdan etkilenmiştir. Birinci Dünya Savaşı (1914-1918) sonunda, Almanya, batı, doğu ve kuzeydeki birçok toprağını kaybetti. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu parçalandı ve yıkıldı. Rusya'da 1917 Bolşevik İhtilali ile batıda Polonya, Çekoslovakya, Finlandiya, Litvanya ve Romanya devletleri kuruldu. İkinci Dünya Savaşı (1939-1945) Avrupa'nın ve özellikle İngiltere'nin dünya üzerindeki üstünlüğünün sonu, ABD ve SSCB'nin dünya siyaseti üzerindeki nüfuzunun artması ile sonuçlanmıştır.
Ortaçağda Avrupa
-Kavimler göçüyle İlkçağın yerini ortaçağ , köleci düzenin yerini feodalite aldı. -Feodal Beylikler,Avrupa'nın siyasi, sosyal ve ekonomik yapısını da etkiledi. -Feodalitede toprak sahiplerine ve himayeyi kabul edenlere SENYÖR-SÜZEREN, -Himaye altına giren küçük toprak sahiplerine VASSAL,toprağı işleyen köylülere de SERF denir. -Senyörler, serfler üzerinde mutlak haklara sahiptiler. Serfler toprakla beraber alınır-satılırlardı. -Feodalitede, Soylular, Rahipler, Burjuvalar ve köylüler olmak üzere 4 sosyal sınıf vardı.-Soylular Doğuştan gelen bir haktı. Kendi aralarında şöyle sıralanırlardı: Kral, Dük, Kont, Baron, Vikont, Şövalye. Soylular devlet işleri ve askerlikle uğraşırlardı.
-RahiplerVergi vermezler. Kiliselerde dua ve din işleri ile uğraşırlardı. Aforoz, enterdi ve krallara taç giydirme yetkisi vardı. Bu yetki din adamlarını senyörler gibi mutlak gücün sahibi yapmıştı.
-Burjuvalar (Şehirliler): Şatoların etrafında otururlardı. Sanat ve ticaret sayesinde zengin oldular. Vergi verirlerdi.
-Köylüler Serbest ve köle (serf) köylüler olmak üzere ikiye ayrılırdı. Serflerin hiçbir hakkı yoktu ve torakla birlikte alınır-satılırlardı.
Hırıstiyanlık
- Hırıstıyanlık, Milano Fermanı (313) ile serbest bırakıldı. 330 yılında Romanın resmi dini oldu. Kavimler göçüyle Avrupa'da Hakim din haline geldi. Kilise gibi örgütlü bir kurum sayesinde hızla yayıldı.-Düşünce alanında Kilisenin koymuş olduğu kurallar geçerliydi. Buna dogmatizm denir. Bilgiyi, inancı ve düşünceyi Kilisenin koymuş olduğu normlarla birleştirmeye bu ortaçağ düşüncesine SKOLASTİK düşünce denir. Bu düşüncede deney ve gözleme yer yoktur. Ortaçağ Avrupa'sında laiklik yoktu. Avrupa'da 6-12 yy arası Karanlık Çağ, 12. yy'dan sonrası ise Aydınlanma Çağıdır.
-Hırıstıyanlıkta ilk mezhep ayrılıkları 325 İznik Konsülü ile başlamıştır. Bu mezhepler ARİANİZM, NASTURİZM ve MONOFİZİZMdir.¬
-451 yılında Kadıköy Konsülü ile İstanbul Kilisesi Roma dan ayrıldı. Böylece Ortodoksluk mezhebi doğdu.
-Katolik Kilisesi dini ve dünyevi üstünlüğünü koruyabilmek için Ortodoks Kilisesinin ve Protestanlığın nüfuzunu kırmaya çalıştı. Bu yüzden çıkan savaşlara MEZHEP SAVAŞLARI denir. -XVI. yy da Alman Kilisesinin Katoliklikten ayrılması sonucu Protestanlık mezhebi çıktı. Rus Kilisesi de İstanbul'dan ayrıldı.
Siyasi yapı
-Ortaçağ Avrupa'sında en önemli siyasi güç, Frank İmp.luğuydu. -Frank İmp.luğunun temeli Merovenjler zamanında atıldı. (Bu hanedan zamanında İspanya müslümanları, Puvatya Savaşında (732) Franklara yenildiler. Daha sonra Karolenjler yönetime egemen oldular.-Karolenjler yönetiminde kardeş kavgalarına Strazburg Yemini ile son verilmesine rağmen savaşlar yeniden başladı. -Verdün Anlaşması (843) ile Frank İmp.luğu parçalandı ve bugünkü Fransa, Almanya ve İtalya devletlerinin temeli atıldı. -Frank İmp.luğunun parçalandığı IX. yy da Normanlar kuzeyden gelerek Avrupa'yı istilaya başladılar.
-Normanlar, Feodalitenin İngiltere ve İtalya'ya geçmesine neden oldular. Arapların çekilmesiyle de İspanyaya geçti.
-ORTAÇAĞDA---Avrupa'da: -Fransa'da--- Frank İmparatorluğu -Almanya'da ---Mukaddes Roma Germen İmparatorluğu -İstanbul'da--- Bizans İmparatorluğu en güçlü devletlerdi. -Mukaddes Roma-Germen İmparatorluğu ile Papa arasında tevcih (din adamlarını atama)kavgaları yaşandı.
İngiltere
-Kavimler Göçüyle birlikte İngiltere'de yedi krallık kuruldu(Briton, İskoç, Galler (vs). -Yurtsuz Jan, halkın baskısıyla 1215 yılında Magna Carta’yı (Büyük Şart) ilan etti. -Buna göre halkın rızası olmadan vergi alınmayacak, özgürler haksız yere tutuklamayacak, hapis ve sürgün edemeyecekti. -Bu belge Avrupa’da ilk demokrasi hareketi ve ilk Anayasa Kabul edilir. -Bu fermandan sonra İngiltere’de Parlâmento açıldı (1295) -Lordlar ve Avam MeclisiHaçlı Seferleri
-Sebepler: -Kutsal yerleri ele geçirmek -Kluni Tarikatının çalışmaları -Doğu ilkelerinin zenginliği, Avrupa'daki sefalet. -Müslümanların ticari alandaki üstünlüklerine karşın siyasi alandaki karışıklıklar. -Senyör ve Şövalyelerin serüven arzusu -Müslüman Türklerin Anadolu'yu almalarına karşın Bizans'ın kışkırtması-Haçlı SeferlerinePapalık,Fransa,İngiltere,Almanya,Bizans Macar ve Napoli katıldı.
-HaçlılaraSelçuklular,Musul Atabeyliği,Eyyubiler, Danişmendliler, Artuklular, Şam Atabeyliği, Memluklular karşı koydu.
-I. Haçlı Seferi: (1096-99) Keşiş Piyer Lermit komutasındaki öncü haçlılar I.Kılıç Arslan tarafından yok edildiler.
Asıl Haçlı ordusu ise Fransız Senyörü (Gudfuruva dö Buyyon) komutasında önce İstanbul' a, oradan da İznik'i alarak Anadolu'ya girdiler. I. Kılıç Arslan, Haçlılarla yaptığı meydan savaşında başarılı olamayınca geri çekilerek gerilla savaşlarına girişti.
Sonuçlar
Haçlılar Anadolu'da kayıplar verdiler ancak ilerlemeye devam ettiler. Antakya, Urfa, Trablusşam, Sur, Nablus, Yafa, Kudüs ele geçirilerek birer Latin kırallığı kuruldu. Selçuklular, Batı Anadolu'daki topraklarını kaybettiler.-II. Haçlı Seferi: (1147-49) Haçlılarla mücadele eden Musul Atabeyi İmadeddin Zengi ve oğlu Nureddin Mahmud Zengi' nin Urfa, Halep ve Şam' ı Haçlılardan almaları üzerine Kudüs Kırallığının Papadan yardım istemesi üzerine meydana geldi. Bu sefere Alman İmparatoru (III. Kontrat) ve Fransa Kıralı (VII. Lui) birlikte çıktılar. I. Mesut komutasındaki Selçuklu orduları haçlıları perişan ettiler. Haçlıların çok az bir kısmı Kudüs'e geçebildi. Herhangi bir başarı elde edemediler.
-III. Haçlı Seferi: (1189-1192) Selahattin Eyyübi' nin Hattin Savaşından (1187) sonra Kudüs' ü haçlılardan alması bu sefere sebep oldu. Bu sefere Alman Kıralı (Frederik Barbaros), İngiliz Kralı (Arslan Yürekli Rişar), Fransa Kralı (Filip Ogüst) katıdılar. Alman Kıralı Frederik Barbaros, II. Kılıç Arslan'ı yenerek Konya'yı aldı. Ancak Silifke suyunda boğuldu ve ordusu dağıldı. İngiltere ve Fransa Kıralları denizden hareket ederek Akka Kalesini Selahaddin Eyyubiden aldılar. Aralarındaki anlaşmazlık sonucu Fransa Kralı ülkesine döndü. İngiltere Kralı Arslan Yürekli Rişar ise Selahaddin Eyyubi ile anlaşarak Kudüs' ü silahsız olarak ziyaret ederek ülkesine döndü.
-IV. Haçlı Seferi: (1202-4) Filistin'deki Yafa' nın Selahaddin Eyyubi' nın kardeşi tarafından alınması üzerine çıkmıştır. Ancak bu sefer İstanbul üzerine yapılmıştır. İstanbul' daki taht kavgası nedeniyle İstanbul' a gelen haçlılar, İstanbul' u ele geçirerek bir Latin kırallığı kurdular. İstanbul Rumları da İznik ve Trabzon'da birer Rum Kırallığı kurdular.
Bu seferlerin dışında 4 Haçlı Seferi daha yapılmıştır. Macar Kıralının da katılımıyla meydana gelen V. Haçlı Seferinde ve diğer haçlı seferlerinde de Avrupalılar herhangi bir başarı elde edemediler.
SONUÇLARI: -Genel -Yüzbinlece insanın kanı döküldü. -Türklerin haçlı ordularını kazanması İslam Alemi için önemli kazançtır. -İslam Aleminin çok büyük kaybı olmuştur. Şehirler tahrib edilmiştir. -Avrupalılar doğuda geçici birtakım başarılar elde ettiler. Latin kırallıkları kurdular.
-Ekonomik -Akdeniz limanları önem kazandı. (Marsilya, Venedik, Cenova...) --Doğu-batı ticareti gelişti. --Doğunun zenginlikleri Avrupaya götürüldü. Burjuva sınıfı güçlendi. --Bankacılık borçlanma sayesinde gelişti.
-Siyasal --Derebeyler eski güçlerini kaybettiler. Haçlı seferleri sırasında birçok senyör ve şövalye öldü. Kalanlar ise borç yüzünden malikanelerini kaybettiler. --Derebeylerin güç kaybından yararlanmaya çalışan kırallar derebeyleri ortadan kaldırmaya çalıştılar. --Köylüler , çalıştıkları tarlaları efendilerinden satın alarak özgürlüklerini kazandılar. --Avrupalılar bu seferler sayesinde birbirini tanıma fırsatı buldular. Hoş gürü arttı. Hümanizma hareketi başladı (Rönesans'ı doğuran ilk hareket)
-Dini --Kiliseye ve papazlara duyulan güven sarsıldı (Doğudaki insanların, papazların söylediği gibi barbar olmadıklarını, bilakis yardımsever, medeni ve hoşgürülü olduğunu öğrendiler.) --Papazların ve kilisenin sarsılan otoritesinin yerini Kırallar ve İmparatorlar almaya başladı.
-TEKNİK --Müslümanlarin teknolojisi Avrupalıları büyüledi. Müslümanların kullandığı kağıt, pusula, barut ve mimari tarzı Avrupaya götürüldü. Şatolar, saray ve evler doğu usulüne göre süslendi. --Ortaçağ Avrupası, eğitim alanında da doğuya göre çok geriydi. Yalnız papazlar ve din admları okuma ve yazma bilirlerdi. Çünkü eğitim ve öğretim kilisenin elinde idi. --Bazı Avrupalı öğrenciler Endülüs ve Sicilya'daki İslam medreselerine devam ediyorlardı. --Avrupada bazı okullarda İslam filozuflarının eserleri okutuluyordu (Farabi, Sina, Rüşd..) --Eğitim dili laticeydi. --Sanat tarzı olarak Roman ve Gotik tarzında mimari eserler verilmiştir. Bütün bu gelişmeler Coğrafya Keşiflerine, Reform ve Rönesans'a zemin hazırlamıştır.
-Yüzyıl Savaşları(1337-1457) İngiltere Kralının Fransa tahtına ve topraklarına göz koyup saldırıya geçmesiyle başlamıştır. Jan Dark adında bir kızın milli ruhu canlandırmasıyla Fransızlar galip geldi. Derebeyliklerin güç kaybıyla da güçlü bir kırallık kuruldu.
Ortaçağın sonunda Almanya hariç Avrupa'nın genelinde feodalite sona erdi. Derebeyliğin yıkılmasında toplar etkili oldu.
-İki Gül Savaşları (1455-1485) İngilterde iç svaş sonucu derebeylik zayıfladı. Mutlak kırallık güçlendi.
TARİH OLAY
------------ --------------------------------------------------------------------------------------------
1 Aralık Türk Askerlerinin Kore'de Kunuri Zaferi (1950).
2 Aralık Namık Kemal'in Ölümü (1888).
3 Aralık Sultan II. Selim'in Ölümü (1574).
3 Aralık Kıyafet Kanunu'nun Kabulü (1934).
3 Aralık BM Kuvvetleri'nin Kore'den Çekilmeye Başlaması (1950).
3 Aralık Pakistan-Hindistan Savaşı (1971).
4 Aralık İnönü, Churchill ve Roosevelt'in Kahire Konferansı (1934).
5 Aralık Türk Kadınına Seçme ve Seçilme Hakkının Tanınması (1934).
7 Aralık 2. Dünya Savaşı'nda Japonlar'ın Pearl Harbour Baskını (1941).
8 Aralık Amerika'nın, Japonya'ya Harp İlan Etmesi (1941).
9 Aralık Kudüs'ün Elimizden Çıkışı (1917).
10 Aralık İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin Yayınlanması (1948).
10 Aralık Türkiye Cumhuriyeti İle Arnavutluk Hükümeti Arasında Ankara'da "Dostluk Antlaşması" İmzalandı (1923).
11 Aralık MGK Genel Sekreterliği Kuruldu (1962).
11 Aralık Türkiye'nin Bağdat Büyükelçiliği İdare Ataşesi Çağlar Yücel, Arabasında Uğradığı Silahlı Saldırı Sonucu Öldürüldü (1993).
12 Aralık Etiyopya ile Eritre Arasında 2 Yıl Süren Savaşa Son Veren Barış Anlaşması, Eritre Devlet Başkanı İssaias Afevorki ve Etiyopya Devlet Başkanı Meles Zenavi Tarafından Cezayir’de İmzalandı (2000).
14 Aralık George Washington'un Ölümü (1799).
14 Aralık Şili'de İlk Demokratik Seçimler (1989).
15 Aralık 2. Sultan Selim'in Ölümü (1574).
16 Aralık Londra Konferansı, Dört Büyükler Almanya Konusunda Uzlaşamadılar (1947).
17 Aralık Pakistan'ın, Hindistan'a Karşı Yenilgisi ve Ateşkes (1971).
18 Aralık Demokratik Parti Kuruldu. Kurucuları Ferruh Bozbeyli, Saadettin Bilgiç, Talat Asal ve Yüksel Menderes İdi (1970).
19 Aralık Mustafa Kemal ve Heyeti Temsiliye'nin, Sivas'tan Ankara'ya Hareketi (1919).
20 Aralık Brüksel Paktı İstişare Konseyi'nin Batı Birliği Askeri Organizasyonu NATO'ya Katılmasını Kararlaştırması (1950).
20 Aralık 1954 Seçimlerinden Sonra Bazı Milletvekilleri DP'den Ayrılarak "Hürriyet Partisi"ni Kurdular (1955).
21 Aralık III. Murat'ın Tahta Çıkışı (1574).
21 Aralık Doğu Berlin'de İki Almanya Arasında "Temel Anlaşma" İmzalanması (1972).
21 Aralık Cenevre'de Orta Doğu Konferansı (1973).
21 Aralık Sovyetler'in Afganistan'ı İşgali (1979).
21 Aralık ABD'nin Panama'yı İşgali (1989).
22 Aralık I. Ahmet'in Tahta Çıkması (1603).
22 Aralık Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kuruldu (1962).
23 Aralık I. Meşrutiyet'in İlanı (1876).
23 Aralık Menemen'de Öğretmen KUBİLAY'ın Şehit Edilmesi (1930).
25 Aralık Türkiye Cumhuriyeti`nin İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün Ölümü (1973).
26 Aralık Uluslararası Takvim ve Saat'in Kabulü (1925).
27 Aralık İstiklal Marşı Şairi Mehmet Akif Ersoy'un Ölümü (1936).
27 Aralık Eski Başbakanlardan Şükrü Saraçoğlu'nun Ölümü (1953).
27 Aralık Mustafa Kemal ve Heyeti Temsiliye'nin Ankara'ya Gelişleri (1919).
28 Aralık Türkiye Cumhuriyeti'nin İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Anıtkabir'e, Atatürk'ün Karşısında Hazırlanan Yere Gömüldü (1973).
29 Aralık İsmet Paşa'nın Emri Altına Girmeyi Kabul Etmeyen Çerkez Ethem'in, Kütahya'da, Milli Kuvvetlere Karşı Saldırıya Geçmesi (1920).
30 Aralık Gülhane Askeri Tıp Okulu'nun Açılışı (1898).
30 Aralık Mustafa Kemal'in, Çerkez Ethem Güçlerinin Dağıtılması İçin Batı Cephesi'ne Buyruk Vermesi (1920).
.« Önceki ::